13 Şubat 2010 Cumartesi

İzmir yolculuğu ve bir kaç fotoğraf.

Beş günlük bir izmir gezisi yaptım geçen hafta. Geziden kalan bir kaç fotoğrafı paylaşayım dedim.

Efes'e gitmeden önce BMW servise gittim. İşler biraz uzayınca saatin geç olmasına rağmen Efes'e gitmeye karar verdim. Ziyaretci alımının kapanmasına yarım saat verdı ulaştığımda. Gerçi girdikden sonra 1.5 saat kadar dolaştım...

























Efes kesinlikle görülmeye değer bir yer. Şimdiye kadar gördüğüm en büyük ve sağlam şehir.

Dönüş yolunda saklı vadi diye bir yerde yemek için durdum. Meğer burada da yunan mağaraları varmış. Kayaların içinde baya bir yapı olduğunu söyledi garson. Kilise bile varmış. Ama ışıldak olmadan girmenin bir anlamı yoktu.







Yemek vakti:)





Motosikletliye bakış.

29 Nisan 2008, istanbul

Sigara içmek için dışarı çıkmıştım. Kenarda bir kalabalık gördüm... Son model gri bir mersedes ve ucunda kahverengi bir scuter yerde... Başında toplanmışlar... Bir ayakkabısı fırlamış ayağından.


Yemek dağıtan bir çocuk genç henüz... Kaldırımdan gidiyormuş, şirket arabası da yeraltı garajından çıkıyor... Çocuğu görmesi mümkün bile değil... Kimse bağırmadı çocuğa... 4-5 kişi ilgilendi hemen. Şirketten gelenlerde... Hepsinin giyimleri yerinde...Biri sorular sordu ağrın sızın var mı diye. Ayakkabasını getirdiler... Sonra su söylediler, su verdiler çocuğa...

-Bir şeyim yok... diyerek yavaşça kalktı çocuk..

Üzüldüler tabi kaybettikleri zamana, arabalarına... Onca masraf... Ve biraz serzenişte de bulundular haklı olarak. "Neden kaldırımdan gidiyorsun, yoldan gitsen olmazdı böyle bir şey diyerek"

Ehliyeti varmış... Rapor tutalım dediler. fotoğraflar çekip rapor tuttular... Kendi içlerinde konuşsalar da alçak sesle kimse çocuğa bağırıp, çağırmadı, çıkışmadı... Çocuk bir yandan işyerini arayalım derken çekiniyordu bir yandan da telefonu yoktu yanında numarayı alıp önce cep telefonlarına sarıldılar. Sonra Garaj girişindeki nöbetçi kulübesindeki sabit telefondan arayabilirsin dediler çocuğa... Çekiniyordu sanki aramaya...

Hiç bir şey diyemedim... Yoldan geçen onca motordan hiç biri durmadı...

Tüm bu yazdıklarım:
"Ekmek Parası İçin" deyip her türlü trafik kuralını ihlal etmeyi haklı göstermeye çalışanlaradır ve gerçektir.

İzmir Kacamağı

Çarşamba günü öğlen, 3 gün kursumun olmamasını fırsat bilip İzmire doğru yola çıktım...
Yahu her şey iyi güzelde şu arabalı vapurda sigaranın yasaklanması kötü olmuş. Bir de şöyle bir durum var adam arabasında oturmuş camlarını açmış tüttürüyor ama ben motosikletliyim bana yasak:))) Ben de motorun üzerine oturup tüttürsem acaba ne olacak? Neyse... Sigara zararlıdır... İçmeyelim....

Van'dan bir okuldan bir otobüs dolusu öğrenci vardı feribotta... Sanırım İstanbula gezmeye gelmişler...


Kahve molası... Marka takıntım yok gerçi ama içtiğim kahveden emin olmak istiyorum yolda...



İzmir'e giderken Ramiz'de durmamak olmaz:)


Yeğen ayaklanmış görmeyeli:) Bir de yalandan ağlamasa:))


2. Gün buraya kadar gelip çeşmeye gitmemek olmaz diyorum...




Çeşme...

Ilıca...

Rüzgarı hiç eksik olmayan ve sörfçülerin tatil beldesi Alaçatı...

3. gün geri dönüş... İlk molamı Akhisar çıkışında veriyorum... Restoran sahibi bizzat ilgileniyor. Oturup sohbet ediyoruz biraz... Ayrılırken adını soruyorum tesadüfe bakın ki ad soyad lisedeki en yakın arkadaşımla aynı çıkıyor:)))) Teşekkürler Mehmet Bey...





Saklıkent vadisi...





Balıkesir çıkışı harika bir saç kavurma bekliyor beni bu güzel yerde:)


Son molamı bir yol kenarında veriyorum....



Fotoğraf çekmeyi seviyorum... Ama Fotoğraf için durmayı sevmiyorum:))) O nedenle çekmediğim bir sürü kare de aklımda:)