Motosiklet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Motosiklet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2010 Cumartesi

Birileri motora binmemi istemiyor galiba.

"Motor bir konsantrasyon işidir. Bazen istemezsin. Kimi akşam anahtarı kontağa sokup geri çıkardığım ve eve taksi ile gittiğim olmuştur." - Sarper Hoca BMW Riders


Ne zaman hava değişimi olsa başım ağrır. Özellikle böyle yağmur öncesi havalarda. Kiminin romatizması tutar ya benimde baş ağrım dayanılmaz olur bu günlerde. İki gündür sabah akşam ağrı kesici alıyordum bu yüzden. Birde akşam baya geç bir saaate kalınca işyerinden eve Motorla dönmeyi istemedi canım.


Yarım saat sonra alışverişimi yapmış evimin önündeyim. Arabayı parkettim. Ama inmedim. İnemedim. O an aklıma gelen şey iyice sıkmış canımı. Yandan askılı çantama bakmaya çekiniyorum. Baktım tabi çaresiz ve yüzyüze geldim korkumla. Ev anahtarımı Motosiklet çantamda şirkette unuttuğum gerceği ile park yerinde karşılaşmak hoş olmuyor.


Çaresiz dönüş yoluna koyuldum. Gerçi bir an yan komşunun balkonundan geçmek düşüncesi de geçmedi değil aklımdan ama.


Köütüyüm ben kötüyüm:)) (Oğlum ilk defa motosiklete bindi)

Motosikleti alalı nerdeyse 2 yıl oluyor... Oğlum daha bir kere selesine oturmuş değildi... Dün akşam kısa bir mesafeden almam gerekiyordu onu. Motorla gittim. Sonra da sanki çok normalmiş gibi hadi bin dedim... Her zaman "hayııııırrr" diyen çocuk bu sefer bindi... Yaklaşık 1 km artçım oldu.

Akşam hiç bir şey demedim... Cumartesi okulda kursu vardı.. Yaklaşık 15 km...

Sabah gene hazırlandım çıktık evden.

-Motosikletle mi gideceğiz?
-evet...

Ne bir itiraz ne bir şey. Atladı arkama. Okula kadar gittik... Aynısı kurs sonrası dönüşte de yaşandı tabi... Bir ara sordum.

-Rüzgar rahatsız ediyor mu diye..
-Yok, özellikle yapıyorum dedi.. Başını azıcık yana uzatıp rüzgarı yüzünde hissetmeye çalışıyordu kerata...

Neyse hemen yol üstündeki bir motosiklet mağazasından bir kask da aldık gecici olarak. Şİmdi sanırım en büyük sorun bu kask işini halletmek olacak...

Kısacası o seleye oturdu, rüzgarı hissetti ya artık dönüş yok gibi... Kullanmak ister misin dedim. Normalde bunu bazen otomobilde de yapiyorum hep hayiiiiiirrr derdi... Bu sefer

- Bu yaz bisiklet kullanmayi öğreneyim sonra demez mi:)))

anlaşılan 1-2 yıl sonra anahtarı saklamak zorunda kalacağım....

Bu da fotografı:)

Bir çocuğun gözünden Türkiye'de motosiklet sürücüsü olmak...

10 Eylül 2007, istanbul
Aylardır forum da gün geçmiyorki bir kaza haberi olmasın... Kimileri tanıdığımız, canımız ciğerimiz dediğimiz

insanlar, kimileri bu sanal ortamda mesajlarından tanıyıp sevdiğimiz, saydığımız motosikletciler.... Kimi zamanda bir gazete köşesinde haber olmuş bir kaza aktarılıyor, kimsenin adını bilmediği, tanımadığı...

Her kaza sonrasında aynı hikaye yaşanıyor Rahmet dilemeler, yeter artık bitsin demeler, "dörttekere" edilen lanetler... Bitiyor mu? Elbette biliyoruz ki bitmiyor, bitmeyecek...

Motosikletliye bakış.

29 Nisan 2008, istanbul

Sigara içmek için dışarı çıkmıştım. Kenarda bir kalabalık gördüm... Son model gri bir mersedes ve ucunda kahverengi bir scuter yerde... Başında toplanmışlar... Bir ayakkabısı fırlamış ayağından.


Yemek dağıtan bir çocuk genç henüz... Kaldırımdan gidiyormuş, şirket arabası da yeraltı garajından çıkıyor... Çocuğu görmesi mümkün bile değil... Kimse bağırmadı çocuğa... 4-5 kişi ilgilendi hemen. Şirketten gelenlerde... Hepsinin giyimleri yerinde...Biri sorular sordu ağrın sızın var mı diye. Ayakkabasını getirdiler... Sonra su söylediler, su verdiler çocuğa...

-Bir şeyim yok... diyerek yavaşça kalktı çocuk..

Üzüldüler tabi kaybettikleri zamana, arabalarına... Onca masraf... Ve biraz serzenişte de bulundular haklı olarak. "Neden kaldırımdan gidiyorsun, yoldan gitsen olmazdı böyle bir şey diyerek"

Ehliyeti varmış... Rapor tutalım dediler. fotoğraflar çekip rapor tuttular... Kendi içlerinde konuşsalar da alçak sesle kimse çocuğa bağırıp, çağırmadı, çıkışmadı... Çocuk bir yandan işyerini arayalım derken çekiniyordu bir yandan da telefonu yoktu yanında numarayı alıp önce cep telefonlarına sarıldılar. Sonra Garaj girişindeki nöbetçi kulübesindeki sabit telefondan arayabilirsin dediler çocuğa... Çekiniyordu sanki aramaya...

Hiç bir şey diyemedim... Yoldan geçen onca motordan hiç biri durmadı...

Tüm bu yazdıklarım:
"Ekmek Parası İçin" deyip her türlü trafik kuralını ihlal etmeyi haklı göstermeye çalışanlaradır ve gerçektir.