30 Ağustos 2008, 00:18
İstanbul
Üç dört gündür Ubuntu ile boğuşuyorum... Şimdilk pek bir sorun görünmüyor... Yaşadıklarımı maddeler halinde yazayım dedim.
1. Kendisi ile birlikte gelen Nvida sürücülerinde sorun vardı. İki de bir de kilitlerniyordu. Nvidia'nın sitesinden linux için olan son sürümü çekip install ettim sorun kalmamış gözüküyor.
2. Windows'da bir türlü 7.1 olarak çalıştıramadığım ses kartımı alsamixer ayarları ile çalıştırmayı başardım. Daha önce de denemiştim ama yapamamıştım. Meğer ini dosyasının içinde channel sayısı 2 olarak kalmış. 8'e çıkarınca sorun düzeldi.
3. Joomla kurdum. Bunun içinde önce apache/php/mysql tabi. Sonra captcha için freefont ve GD library... Ama ne yaptıysam Community Profiler ile Captcha pluginini çalıştıramdım. Yaklaşık 12 saatime mal oldu... Ve biraz önce başardım... Bu kadar salakça bir hata olamaz. Hata benim değil tabi. Captcha'nın yazarının... Neyse bu kadar uğraştan sonra çalışmasına sevinmeli...
Blogspot ile saatlerimiz arasında bir uyuşmazlık var:)) NTP lazım:)))
şimdilik bu kadar...
Yine de yaşıyor insan, merak yüzünden. Yeni bir şeyler bekleyip duruyor... Lermentov
30 Ağustos 2008 Cumartesi
28 Ağustos 2008 Perşembe
Ubuntu...
28/08/2008, 13:08
İstanbul
İstanbul
Uzun zamandır windows kullanıyorum. Üniversite okurken tanışmıştım bilgisayarla. Fakülteye doğru dürüst gitmeyen ben bilgisayar odasının açılması ile sabah erkenden yollara düşer akşamda en son çıkan biri olmuştum. İstanbula müthiş bir kar yağıp okulların 15 gün tatil olduğu günün sabahında bile düşmüştüm yollara... Otobüsler çalışmıyor! Olsun... Otostopla başlayan, dolmuş, yaya devam eden bir yolculuk sonucunda fakülteye varmıştım. Ve kapalıydı... Kimsecikler yoktu... Dönüş yolunu is tamamen yürüyürek aldım. Ayakkabılarımın (evet bot değil normal bildiğiniz ayakkabı) içi tamamen kar suyu olmuştu... Düşündüğüm tek şey vardı.. Yurda gideceğim, ayakkabılarımı, çoraplarımı çıkaracağım bir sıcaklık yayılacak ayaklarımdan yukarıya doğru ve uzanıp ranzama uyayacağım... İşte Maslaktan Feriköye yürürken bütün bir yol boyunca aklımda sadece bu görüntü vardı...
Sonraki 15 gün geçmek bilmemişti... Bilgisayarlardan sanırım hayatımda, tanıştıktan sonra uzak kaldığım en uzun süreydi bu... Bilgisayar dediğimde berbat bir işletim sistemi hewlet-packard'ın bir modeliydi. 3.5" disket sürücüsü olan. Bir yıl kadar sonra Fransız malı Goupil diye monitörüne kadar simsiyah ama gerçek anlamda pcler geldi... Üzerlerinde harddisk, 5.25" sürücü ve windows 1.1 vardı:)
Hiç unutmam kurcalarken, dalgınlık işte windows ayarlarından fontları ve zemini siyah yapmışım... Ekran zaten siyah beyaz... Windows'u, o günkü bilgimle kullanılmaz hale getirmem ilk kez böylece olmuştur...
Sonra yıllarla birlikte windows ve microsoft programları çok ama çok yol katettiler... Excel'i 1.0 versionunu düşünüyorumda. Bir sheet'te ancak 4 çeşit font kullanabiliyordunuz örneğin.
Değişmeyen tek şey yıllarla birlikte benim de kullandığım windows'ları göçürme becerimdir... En son iki gün önce başardım. Nasıl yaptım bilmiyorum... Valla ben bir şey yapmadım:)))
Neyse... Bu çok uzun birlikteliği bitirdim dün... Artık Ubuntu kullanıyorum... Bir linux dağıtımı... Biraz uğraştırdı başta ama olsun... En sevdiğim özelliği Synaptic denen paket yönetim programı bana şu program lazım diyorsunuz hemen seçenekleri söylüyor işaretleyip kur diyorsunuz indirip, kurup kullanıma hazır hale getiriyor... Üstelik programlarda genelde bedava...
Yaşasın Ubuntu!!!
Sonraki 15 gün geçmek bilmemişti... Bilgisayarlardan sanırım hayatımda, tanıştıktan sonra uzak kaldığım en uzun süreydi bu... Bilgisayar dediğimde berbat bir işletim sistemi hewlet-packard'ın bir modeliydi. 3.5" disket sürücüsü olan. Bir yıl kadar sonra Fransız malı Goupil diye monitörüne kadar simsiyah ama gerçek anlamda pcler geldi... Üzerlerinde harddisk, 5.25" sürücü ve windows 1.1 vardı:)
Hiç unutmam kurcalarken, dalgınlık işte windows ayarlarından fontları ve zemini siyah yapmışım... Ekran zaten siyah beyaz... Windows'u, o günkü bilgimle kullanılmaz hale getirmem ilk kez böylece olmuştur...
Sonra yıllarla birlikte windows ve microsoft programları çok ama çok yol katettiler... Excel'i 1.0 versionunu düşünüyorumda. Bir sheet'te ancak 4 çeşit font kullanabiliyordunuz örneğin.
Değişmeyen tek şey yıllarla birlikte benim de kullandığım windows'ları göçürme becerimdir... En son iki gün önce başardım. Nasıl yaptım bilmiyorum... Valla ben bir şey yapmadım:)))
Neyse... Bu çok uzun birlikteliği bitirdim dün... Artık Ubuntu kullanıyorum... Bir linux dağıtımı... Biraz uğraştırdı başta ama olsun... En sevdiğim özelliği Synaptic denen paket yönetim programı bana şu program lazım diyorsunuz hemen seçenekleri söylüyor işaretleyip kur diyorsunuz indirip, kurup kullanıma hazır hale getiriyor... Üstelik programlarda genelde bedava...
Yaşasın Ubuntu!!!
25 Ağustos 2008 Pazartesi
Lades
25/08/2008
02:24, istanbul
02:24, istanbul
Sigaram bitti.... Her zaman başıma gelen ama hiç bir zaman önlemini almadığım bir durum... Bile bile lades aslında benimkisi. Günde kaç paket sigara içtiğimi biliyorum, elimdeki sigarayı biliyorum, buna rağmen almıyor, almak için bir çaba göstermiyorum... Sonra böyle gecenin bir yarısı sigarasız kalıp çaresiz evde bir yerlerde unutulmuş sigara arayışına giriyorum...
Sarma tütün buldum bu gece... En az 8 yıllıktır bu... Kurtlanmamış hala. Aslında evde her şey vardır da benim zor olan arayıp bulmak... Eminim bir yerlerde açılmamış bir paket sigara da vardır...
Sarmasını iyice unutmuşum... Parmağım kadar kalın ve gevşek oldu... Sigara mı içiyorum tütün mü yutuyorum belli değil.
Bile bile lades... Asıl sorun bu... Neden, niçin, niye bile bile lades yahu... Hemde her seferinde... Bir olur, hadi iki olur ama devamlı bu sigara bitmesini bile bile yaşamak neden?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)